Sen Benim Şarkılarımsın

belki bir şarkın her sesinde
belki bir sahil meyhanesinde
belki de içtiğim sigaranın
dumanısın

bir yıldız gökte kayıp giderken
ıslak bir yolda yalnız yürürken
bambaşka bir şeyi düşünürken
aklımdasın

geçmiş değil bugün gibi
yaşıyorum hala seni
sen hep benim yanımdasın
gündüzümde gecemdesin
çalınmasın söylenmesin
sen benim şarkılarımsın

sanki hiç gitmemiş hep var gibi
bir sırrı herkesten saklar gibi
sessizce sokulup ağlar gibi
yanımdasın

beni bir şeylerden aklar gibi
koparmadan çiçek koklar gibi
hiç bozulmamış yasaklar gibi
aklımdasın

geçmiş değil bugün gibi
yaşıyorum hala seni
sen hep benim yanımdasın
gündüzümde gecemdesin
çalınmasın söylenmesin
sen benim şarkılarımsın

Gidiyorum

Ne başkası oldu ne de olacak
Sen çalmazsan kapım açılmayacak
Şimdi içimde yanan bu ateş
Sanma ki bir son bulacak
Hiç utanmam gülüm divaneyim
Parçalanmış dünyam viraneyim
Seni herşeyden çok çok istedim
Vuruldum avareyim
Ne olurdu benim olsan
Şu yaralarımı sarsan
Bıktım artık yol almaktan
Önüme çıkıp durdursan
Gidiyorum buralardan
Tüm rüzgarlar senin olsun
Benden ayrı rüyadasın
Dilerim birgün uyanırsın
Yıllar sonra birgün yaşlandığında
O ipek saçların ağardığında
Kuru yaprak gibi dağıldığında
Kalırsın tek başına
Oysa seni ne çok ne çok sevmiştim
Tüm çiçeklerimi sana dermiştim
Şimdi ellerim boş yüreğim sarhoş
Oysa neler ümid etmiştim

Olucaksa Olsun

İki Laz birer turist tavlamışlar ve bir tenhaya çekilmişler. Tam birlikte olacakları sırada iki kızda Lazlardan prezervatif kullanmalarını istemiş ve çıkarıp birer tane vermişler.
Lazlar ilk defa gördükleri prezervatiflere bakarak :
- Ne yani, şimdi bunları takınca çocuk olmayacak mı ?
- Evet
Bunun üzerine Lazlar kabul etmişler ve prezervatifleri takmışlar.
Aradan bir altı ay geçtikten sonra bir gün tarlada çalışan iki Lazdan biri aniden elindeki kazmayı yere atarak :
- Yeter daa ! Ben çıkartıyorum artık, çocuk olacaksa olsun !

Babamla Teyzem

Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis.
Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar. Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese heyecanli bir sekilde annesine, “Anne, anne. Biraz önce babami ormanda” derken annesi sözünü kesmis ve “Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat” demis.
Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, “Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler”.
Anne çocuga dönmüs, “Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratini görmek istiyorum”.
Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; “Bu gün neler yaptigini bize anlatsana” demis.
Oglan baslamis; “Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla yaptigin seyden yaptilar”.

Tecavuz

Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve başrahibenin önünde diz çökerek;
- “Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi …”
- “Neler geldi kızım ???”
- “Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldi bahçivanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana,,,,,”
- “Tecavüz mü etti?”
- “Evet…”
- “Hımmmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç..”
- “Aaa, limon hamileliği önler mi ???”
- “Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı engeller…”

Dul Kadın

Jack ve arkadasi Bob, kayak yapmaya Kuzeye gitmisler. Bir kaç saat yol aldiktan sonra korkunç bir kar firtinasina yakalanmislar. Yakindaki bir çiftlik evine arabalarini çekmisler ve evin çekici hanimindan geceyi orada geçirmek için izin istemisler.
- “Dul bir kadinim ben” diye açiklamis hanim,
- “Eger evimde kalmaniza izin verirsem komsular dedikodu yaparlar.”
- “Endiselenmeyin” demis Jack, “ahirda da rahat edebiliriz.”
Bir sene sonra Jack, dulun avukatindan bir mektup almis. Arkadasi Bob’u çagirarak sormus:
- “Bob, su çiftliginde kaldigimiz çekici dul kadini hatirliyor musun?”
- “Evet, hatirliyorum.”
- “O gece geç vakit eve gidip, o kadinla yattin mi?”
- “Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptim.”
- “Ona kendi adin yerine benimkini verdin mi peki?”
Bob yüzü kizararak cevap verir:
- “Evet, korkarim öyle yaptim.”
- “Eh, sana çok tesekkür borçluyum dostum. Kadin ölmüs ve çiftligini de bana birakmis.”

Bulmaca

Temel uçağa binerken merdivende bir bakmış önünde Sharon Stone haltetmiş bir dilber..
Muhteşem de bir mini..
Temel içini çekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı..
Oturmuşlar.. Uçak havalanmış. Dilber çantasına uzanmış.
İçinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem çıkarmış.
Başlamış çapraz bulmacayı çözmeye..
Temel heveslenmiş..
“Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, böylece muhabbete başlarız” diye..
Beş dakika geçmeden dilber Temel’e dönmüş, gerçekten..
Kısık, seksi bir sesle sormuş: “Beş harfli bir kelime. Sonu arak..
Başına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?” diye..
“Aman Tanrım” demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi..
“Aman Tanrım.. Bu güzel kadına o kelimeyi nasıl söylerim ben..
Mutlak bir başka kelime olmalı..” Başlamış düşünmeye..
Beş dakika sonra jeton “Dank” diye düşmüş.. Kadına dönmüş:
“Tarak olabilir mi, hanımefendi?..
Tarak!..” “Harikasınız” demiş dilber..
“Silginiz var mı acaba?

Acele Etme

Uçak New York’a yaklaşırken iki pilot konuşmaktadırlar. Ne var ki mikrofon açık kalmıştır ve konuşulanlar bütün yolcularca dinlenmektedir.
- New York’a iner inmez, önce ılık bir banyo yapacağım. Sonra buzlu bir duble viski içeceğim, sonra da o sarışın saçlı, uzun bacaklı hostesle…
Bunları duyan sarışın saçlıi uzun bacaklı hostes hemen pilot kabinine doğru koşmaya başlar. Yaşlı bir yolcu, hostesin yolunu keser:
- Acele etme kızım. Bırak da rahat rahat viskisini içsin.

UNUTTUM İŞTE

O senli yıllara bir çizgi çekip
Gönül defterini kapattım işte
Hasretle yanmaya değmezsin deyip
Gözümde yaşları kuruttum işte

Şimdi bu pişmanlık bimem ki niçin
Kaybeden sen oldun yan için için
Unutmaz demişsin sen benim için
Aldandın sevgilim unuttum işte

Sevgisiz yanar mı sevda ocağı
Belliydi bu aşkın yok olacağı
Söndürdüm içimde o yanardağı
Yaralı gönlümü avuttum işte..

SEN !..

Bırak ellerimi
Üç satır yazacağım
Üç satırda sen! …

Bırak gözlerimi
Dört yana bakacağım
Dört yanda sen! …

Bırak yüreğimi
Bin kere seveceğim
Bin kerede sen!

« Eski Yazılar Yeni Yazılar »