Cimri PaÅŸa

Meshur Cimri Pasa, atlarinin arpa yemesi gerektigini soyleyen seyislerine kizar ve her seferinde “La havle” cekermis.
Bir gun arabasinin atlari dermansizliktan yigilip kalinca, hiddetle sormus:
- ATLARIMA NE OLDU?!
Seyis cevap vermis:
- Ne olacak efendim, “La havle” yiye yiye “Ve la kuvvete” oldular.

Bir DikiÅŸte

Doktor, küçük kizimi muayene ettikten sonra:
-Böbreklerde iltihap olabilir, dedi. Eger idrar tahlili yaptirirsaniz, daha
rahat teshis koyabiliriz.
Ertesi gün, esimin de yardimiyla kizimi ikna ettim. Ve gerekli numuneyi
alarak en yakindaki laboratuarin yolunu tuttum. Ancak elimde koca bir
siseyle laboratuar köselerinde beklemeyi göze alamadigim için, plastik
kapakli bir bardagi tercih etmistim. Yolda yürürken:
- Her seyde bir incelik gerekir, diyordum. Is ne olursa olsun, en kibar
sekliyle halledilmeli.
Eski bir binadan bozuldugu anlasilan laboratuara girdigimde, pek hos olmayan
kokularla karsilasarak hayal kirikligina ugradim. Yerlerin de fazla
fcaplandigini görüyordum. Elimdeki numuneyi giris kapisinin karsisinda
oturan gence uzatarak:
- Tahlil yaptiracaktim, dedim. Ne zaman olur? Delikanli; belki de ilk defa
rastladigi bardakli numuneyi elinde birkaç defa çevirdi ve kenardaki
sehpanin üzerine koyarken:
- Yan odaya sorun, dedi ustam bilir,
Çocugun gösterdigi oda, ilkinden de bakimsizdi. Odayi yogun bir sigara
dumani kaplamis ve göz gözü görmez olmustu. Tezgahin üzerindeki deney
tüplerinin arasinda kümelenen ve bazilari bosalan bira siseleri, o sevimsiz
dekoru iyice agirlastiriyordu.
Içerdeki adam, beni görünce elindeki son köpüklü bira bardagini alelacele
sakladi ve söylediklerimi dinledikten sonra, alkolün tesiriyle kizaran
gözlerini devirerek:
- Yarin gel, dedi: Öglene dogru hazir olur. laboratuardan hemen ayrildim.
Idrar numunesini çocuga birakmama ragmen artik oraya dönmeyecek ve baska bir
yerde tahlil yaptiracaktim. Ancak esim:
- Yine de o tahlil sonuçlarini alalim, dedi
- Yeniden yapilacak olanla karsilastiririz.
Ertesi gün ayni laboratuara giderek masa basindaki gençten neticeyi istedim.
Delikanli, önündeki dosyada aradigi kagitta bulamayinca:
- Ustaaa., diye bagirdi. Sehpa üzerindeki bardagin isini bitirdin mi?
Adam, yan odadan:
- Ayip ettin be koçumm, diye seslendi. Bitirdim tabi, hem de bir dikiste.

Bir gün Temel ile Dursun uçak ta gidiyorlarmış. Birden uçak arızalanmış ve denize düşmüs. Bunlar yüzerek bi adaya çıkmışlar.
Oradaki kabile reisi
- Sizi öldürmem gerek, bizim adetlerimiz böyle
demiÅŸ.
- Ama sizi affedicem fakat bi ÅŸartla
demiÅŸ.
- Şafaktan gün batımına kadar bana adadan 1000 çeşit meyve toplayıp geleceksiniz ancak öyle affederim sizi
demiÅŸ.
Bunlar sabah çıkmışlar akşama doğru Temel gelmiş.
Reis
- Olum ben sana 1000 çeşit meyve dedim sen bana 1000 tane erik getirmişsin ama seni affedebilirim bu 1000 tane eriği teker teker *ötüne sokacaksın.
Temel başlamış sokmaya 1,10,100,999 derken birden gülmeye başlamış
Reis
- Ne oldu 1 tane kalmıştı
demiÅŸ.
Temel
- Ne yapıyım karşıdan Dursunu gördüm 1000 tane karpuzla geliyor
demiÅŸ…

Åžeker KuyruÄŸu

Çay, yağ, tüp gaz vb. temel maddelerin sıralara girilerek alındığı 1980 öncesi yaşanan bir olay. Genelevin şehir merkezinde olduğu zamanlarda 85_90 yaşlarında bir teyze genelev olduğunu bilmediği yerin önünden geçerken bir bakıyor sırada bir sürü kadın duruyor. Aylık periyodik doktor muayenesi için bekleşen hayat kadınlarının en sonundakine yavaşça sokularak soruyor.
-Ne kuyruğu bu kızım? Alaylı bir şekilde dönen kadın ağzındaki sakızı çiğneyerek;
- Şeker dağıtıyorlar teyze şeker, diyor. Garibim teyzede bir kaç şeker alır torunlarıma veririm düşüncesi ile başlıyor beklemeye. Sıra kendisine geldiğinde, elinde kalemi ile bir şeyler yazan doktor, kafasını kaldırmadan
-Adın ne? diye sorar. Teyze, Adını söylediğinde doktor ihtiyar ve titrek sese bakarak
-Teyzeeeee! sen haaa! bu yasta haaa! Ağzında dişin bile yok, ne yapıyorsun? diye sorunca
- Teyze; Oğul oğul dişim yok ama ağzıma alıp, emiyorum .
Eğitim Kariyer Diploma Yurtdışı Eğitim

Yeni Yazılar »