Sensin Mustafa Kemal ” Atatürk ..

Kahraman gazimiz, yüreğimiz, onurumuz,
Savaşımız, bu günümüz, yarınımız, vatanımız,
İlkemiz, gölgemiz, sevdamız, yolumuz,
Kolumuz, canımız, ciğerimiz, geleceğimiz,
Sensin Mustafa Kemal Atatürk.

Kavgamız, varlığımız, ekmeğimiz, suyumuz,
Ormanımız, fidanımız, dalımız, yaprağımız,
Aşımız, kanımız, dökülen göz yaşımız,
Yürüyen ayaklarımız, cumhuriyetimiz,
Sensin Mustafa Kemal Atatürk.

Devriminden, özgürlüğe, savaştan medeniyete,
Kurşundan kaleme, topraktan ürüne,
Bozkırlardan fabrikalara, Tornavidadan sanayiye,
Her şehidin kanına kan, yaşadığımız canımıza can veren,
Sensin Mustafa Kemal Atatürk.

Ben bir mustafa kemal ” im

İzindeyim Atatürk’üm
Tek benzemez ÅŸu cemalim
Her şeyimle ben bir Türk’üm
Ben bir Mustafa Kemal’im

Hep bağlıyım ben bu anda
Hür yaşarım bu vatanda
Gücüm damardaki kanda
Ben bir Mustafa Kemal’im

Laik cumhuriyetçiyim
Halkçıyım milliyetçiyim
Hep hürüm hürriyetçiyim
Ben bir Mustafa Kemal’im

Anadolu elindeyim
Tüm dünyanın dilindeyim
Atatürk’ün yolundayım
Ben bir Mustafa Kemal’im

Bahar sevdalarında üşürsün Aşka dair

sönen bir ufkun aydınlığında beyaz sevda
esintileri gelirken yüreğine,
son vapurun kalkacağı rıhtımda,görmeden
sevda güneşini, gidecekmisin sen.
seni görmek için gelirim istersen,son kez
sana sevda pınarlarından,
bana ancak benden çok sen yetersin,anlarsan
eger yüregimin avuçlarında.
sevdanın her hecesi aşktır bana,ismine
sevgiler yazıldı, ölümü olmayan,
kirpiklerim örtsede gözlerimi,vuram
vuram yıllar gelir,usanmaz beklerim seni.
bahar sevdalarında sevdamla üşürsün
bedenin titrer,bensizliğe sarılırken,
ağıtlarımı koynumda gizledim,ağladığımı
görme sakın,hüzün akşamlarında…..

H.Hüseyin Anmak

nasihat
Nasihat
Hiç çekilmez nasihatın bayatı,
Kulağının arkasına at gitsin.
Çok çalışıp zehir etme hayatı,
Ömür boyu sırt üstüne yat gitsin.

Çalışırken elin oğlu, gelini,
İşe, güce sürme sakın elini,
Haram ile kazan dünya malını,
Çalıp çırpıp sermayeni tut gitsin.

Düşün, taşın iyi kurup planı,
Bir çırpıda söyle dokuz yalanı,
Sorarlarsa eğer doğru olanı,
Ivır kıvır, kem küm eyle yut gitsin.

Yamuk olsun dersen işin kenarı,
Sen kendine meslek edin kumarı,
Kim olursa olsun patlat şamarı,
Yetim, yoksul, öksüz deme üt gitsin.

Rasim denen serserinin öğüdü,
Rezil eder öğüt tutan yiğidi,
İstemezsen sen sonunda ağıdı,
Bu sözleri bir kenara it gitsin.

zülüm
Zulüm
O ayrılık günüydü
Uğurlamıştım limanda
Alıp götürüyordu seni gemi
Ak köpükler bırakarak geri

Döneceksin bir gün gittiğin gibi
Limanda beyaz martılar söyledi
Gidenler dönmeseydi geri
Hiç kimse sevmezdi gemileri

Şimdi giriversen kapıdan usulca
Gülümseyen bir çocuk edasıyla
Sana hiçbir şey sormayacağım
Belki,belki mutluluktan ağlayacağım

zor
Zor
Dilimin ucunda kelimeler,
Dilimden, elimden bir ÅŸey gelmiyor.
Ama bir bilsen beynimden neler geçiyor.
Haber vermeden yanına gelsem.
Sarılsam, öpsem senden beklemeden,
Elini tutsam, Gözlerinin içine baksam da öyle konuşsam,
Ya anlarsan diye korkmasam.
Hatta hiç olmadık bir anda seni sevdiğimi söylesem,
Gecenin bir yarısı kapını çalsam,
Gece boyu , senelerce seni nasıl sevdiğimi anlatsam,
Nelerinle umutlandırdığını, nelerle üzdüğünü söylesem.
Gülsem anlatırken, Başımı omzuna koysam, elini ellerimin arasına alsam.
Sıcak bir Ağustos aksamında üşüdüm desem,
Bana sarılmanı istsem, yalan söylediğimi anlasanda olur.
KeÅŸke yazmak kadar kolay olsan ne olur.
MARTI
Martı
Önce kanadını kırdılar
Artık uçamazdı
Aldırmadı
Martı
Sonra
Ayağına vurdular
Ağırca prangayı
Artık koşamazdı
Aldırmadı
Martı
Derken
diline kilit vurdular
eğiverdi başını
bir daha kaldırmadı
Bunu kaldıramadı
dal
Dal
Dağ uzanı gökyüzüne,
Ölüler karanlığa uzanı.

Nerelerden nerelere varır yaşamak,
Acıdan, iğde sarılığından, düşünüden uzanı.

Sever misin, öpüler ardı boş,
İşte bıraktığı güzelin, bir çirkin uzanı.

Yankılar, gezegenlerden ağrı gelip gider,
Başı kopmuş gök mamurlarından bir uzanı.

Uzandığımız, belki de bu gece, belki de bu yatakta
En bilinmeze uzanı.

daÄŸlar
DaÄŸlar
Çekmece’den, Maltepe’den ileri
Gitmemiş Sadabat çelebileri
Alem tepesine AlemdaÄŸ derler
Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz
Korka, korka eteklerinden öper yaz
BabadaÄŸ, GavurdaÄŸ, KocadaÄŸ, Ilgaz
Kubbelerdir, dolaşılır aşılmaz
Tendürek’te, Kop’ta, Palandöken’de
Kurtların payı var, gelip geçende
Ki alırlar vermek istemesen de

Medetsizler, Aklar, Nurlar, Yıldızlar
Karalar, Kızıllar, Bozlar, Yağızlar
Karla dolar ‘imdat’ diyen ağızlar
Yollar kesen, haraç alan dağlar var.
Dönmez misiniz, ey yolda kalanlar
Yolcular, garipler, garip çobanlar
Allahuekber’de tekbir alanlar
Ovalar, konaklar, yollar aşırı
Birbirini selamlayan daÄŸlar var.

Sarkarken Cudi’nin karları dal dal
Bir yıldız kayar ki tutuşur çamlar
Bir kızıl şehrain olur akşamlar
Tacı tahtı olan karlı dağlar var
Tüter sarı çiçek burcu burcudur,
Yazın ya mor, ya da turuncudur.
Ve kışın dünyanın öbür ucudur.
Dağlar batının yangınlarında kor,
Dağlar var adları, Nemrut, Balahor.

Kayışdağı kim, Alemdağ kim oluyor?
Lakin ufku görünce birden yoksul,
Dağ yerine kubbe yapmış İstanbul
KurÅŸun ÅŸamdanlarda mumlar fildiÅŸi,
Ki pırıltıları sularda pul, pul.

GÖNLÜM
Dayan Gönül

Aşkın âteşi vurup, şu sinemi dağlarken.
Dertler ayyuka çıkıp, hicran ile çağlarken.
Gün be gün feryâd edip, gece gündüz ağlarken;
Çektiklerin yetmedi, biraz daha yan gönül.
Sen nelere dayandın, buna da dayan gönül.

Şu üç günlük ömründe, neler neler gördün sen.
Her mihnete katlanıp seveceğim derdin sen.
O ” Sevgili ” uÄŸruna ateÅŸlere girdin sen;
Acıların içine, kendini koyan gönül .
Sen nelere dayandın, buna da dayan gönül .

Sevda dedikleri şey, benliğinden geçmektir.
Kolayından vazgeçip, zor olanı seçmektir.
Sevgilinin elinden, zehir olsa içmektir;
Sevdiğinin kabı ol, rengine boyan gönül.
Sen nelere dayandın, buna da dayan gönül.

Ayrılık acısıyla, her an yıkılan sensin .
Kendini feda edip, bir de bıkılan sensin .
Şarkıların adına hüzzam takılan sensin ;
Hicranın en hasını, içinde duyan gönül.
Sen nelere dayandın, buna da dayan gönül.

« Eski Yazılar Yeni Yazılar »