SEN !..

Bırak ellerimi
Üç satır yazacağım
Üç satırda sen! …

Bırak gözlerimi
Dört yana bakacağım
Dört yanda sen! …

Bırak yüreğimi
Bin kere seveceğim
Bin kerede sen!

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ

Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun…
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara…Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına…
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım…
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım…
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim…
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına ‘yeşil ışık’ yaktım olmadı
Bütün korkularına’arka çıktım’olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git…
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim…
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

YA SENİNLE YA SENSİZ

Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz başka biri
Ya seninle ya sensiz!

İstersen al at beni
İstersen yarat beni
Dağ gibi deniz gibi
Ya seninle ya sensiz!

Olmasa da sevenim
Ağlayanım gülenim
İlk sözüm son yeminim
Ya seninle ya sensiz!

İstersen sevme beni
İstersen bekle beni
Taş gibi toprak gibi
Ya seninle ya sensiz!

Yalnız bir mevsim değil
Yalnız bir bahar değil
Her zaman her yerde bil
Ya seninle ya sensiz!

İstersen öldür beni
İstersen güldür beni
Gün gibi güneş gibi
Ya seninle ya sensiz!

KAHVE GÖZLÜM

Yolumuz bu kadarmış be kahve gözlüm
Artık
Tersine akan bir nehir gibi
Yıkılmış bir şehir gibi
Suya yazılmış bir şiir gibi
Adımı unut
Yalnızlığın boşluğunda
Sensizliğin sonrasında
Bil ki
Beş para etmiyor umut
Etmiyor be kahve gözlüm!

Yalan yanlış
Kırık dökük yaşadık biz bu aşkı
Erken emekli olduk biz bu sevdadan
Biliyorsun
Hep direkten döndü umutlarımız
Hep kendi kalemize attık gollerimizi
Ne acemi bahçıvanmışız meğer ikimiz
Açmadan soldurduk güllerimizi
Açmadan soldurduk be kahve gözlüm!

Bir değirmen taşı gibi ezip gittin umutlarımı
Şimdi yüreğim mutsuzluğun hedef tahtası
Sokaklara sığmıyor bu dev yalnızlığım
Bu cumartesiler;
Çığlık çığlığa şiirlerim seni istiyor bana inat
Gel gör ki;
Son kurşunu yemiş bu sevdaya
Yetmiyor şımarık pişmanlıklar
Yetmiyor be kahve gözlüm!

Bir isyan faslıdır şimdi bu suskunluğum
Hovardaca harcanan mevsimlere
Bu kaçışlara - bu gelgitlere
Ömrümüze kesilmiş biletlere
İsyanımdır - bu acı acı - gülüşüm
Oysa;
Kaç kez sildim seni haritamdan
Kaç kez mil çektim o kahve gözlere
Gel gör ki;
Kendime bile geçmiyor artık sözüm
işte bir kürek mahkumu
İşte bir yürek mahkumu
Kapında yine
Bitmedi bu kara sevda
Bitmiyor be kahve gözlüm!..

GÖRÜRÜM SENİ

Kendini yüceltme dev aynasında
Ne kadar cücesin bilirim seni
Bir gün tökezlersin yol ortasında
İşte ben o zaman görürüm seni.

Elma şekeri mi sandın sen aşkı
Ne şiirin şiir ne şarkın şarkı
Hele bir kırılsın feleğin çarkı
İşte ben o zaman görürüm seni.

Ne yürek var sende ne içten bakış
Bütün sermayense bir avuç alkış
Baharın bahar da, ya gelecek kış
İşte ben o zaman görürüm seni.

Elbette atarsın böyle kahkaha
Umutların yumruk yememiş daha
Saatin beş kala “Ah”a, “Eyvah”a
İşte ben o zaman görürüm seni
Ah benim zavallım öperim seni.

BENİ UNUTAMAZSIN

Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın
Denizin durgunluğu, gözlerimi
Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır
Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin
Beni unutamazsın bilirim.
Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın
Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız, ışık tutacak karanlığına
Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın
Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin
Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını
Dudaklarının pembeliği solacak
Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin
Kahrolacaksın!
Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın.
Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak
Ama sen yine de sözlerime aldırma.
Gözlerin zamansız ıslanmasın.
Çünkü, artık çocuk değilsin
Güneşin nereden doğduğunu bilirsin
Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin
Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin
Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin.

BANA SOR

uykusuz gecelerin
sabahını bana sor
yarım kalan aşkımın
eyvahını bana sor

bana sor yalnızlığı
ayrılığı bana sor
mutluluğu bilirsin
mutsuzluğu bana sor

yıkılan yuvaların
sonu gelmez yolların
yaşanmamış yılların
eyvahını bana sor

karşılıksız sevginin
vefasız sevgilinin
bomboş kalan bir elin
acısını bana sor

AĞLADIM

Dün gece uzun uzun
Seni andım ağladım.
Sonu yok yolumuzun
Ona yandım ağladım.

Kim bilir acımızı
Bu yasak aşkımızı
O eski şarkımızı
Çaldım-çaldım ağladım! ..

Dolaştım sokaklarda
Ağaran şafaklarda
Seni senden uzakta
Sardım sardım ağladım

İmrendim sevenlere
Sarılıp gidenlere
Elele gezenlere
Baktım baktım ağladım

Benimsin bende değil
Ellerim sende değil
Yanmamak elde değil
Yandım yandım ağladım.

Tuza bastım yaramı
Aşkla açtım aramı
Sensiz son sigaramı
Yaktım yaktım ağladım.

Artık Bende Aglarım.

Artık sensiz günlere
Ben iyice alıştım
Sensizlik bu bedende
Kendim ile barıştım

Artık hürsün git artık
Arkana bile bakma
Ben sessizce dursamda
Sen boşver bana bakma

Mutluluk senin hakkın
Ben kiminki seveyim
Sevgi senin olsun be
Ben sevgisiz öleyim

Ayrılırken hüzünle
Bana bakıp aglama
Sen artık yoksunki
Bu yüregi daglama

Ayrılıgın ardından
Yüregimi daglarım
Beni bende bitirdin
Artık bende aglarım

Hasretin Yakar Oldu

Hasretin yakar oldu yüreğimi derinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini
Kopacaksa bu sevda kopsun ince yerinden
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini

Ağlayan gözlerimden inan yaş eksilmedi
Çağladıkça çağladı kimse gelip silmedi
Yalnızlığı kimseler benim kadar bilmedi
Döner diye sakladım gönlümdeki yerini

« Eski Yazılar Yeni Yazılar »